İSTER EGLENCELİ BİR ANINI PAYLAŞ İSTERSEN DE DERDİNİ Sana destek olmak için buradayız.

Doktor hanımla dertleşmeler - @gecee

Hiç sizi sevmek istemeyen birinin hayatında kalmak için uğraştınız mı? Onunla birbirinize çok benzediğinizi düşündüğünüz için bırakıp gidemediğiniz oldu mu? Başkasını hala düşündüğünü bildiğiniz halde ne hali varsa görsün, yıllardır çekmiş aşk acısını, tabii artık o aşk acısı bir bağımlılık bence, boğulmak istiyorsa o duygularıyla boğulsun sana ne deyip; yine de bırakamadığınız? Onun canını yaktığınızda en çok kendi canınızın yandığını hissettiğiniz?
Benim oldu. Hem de son 1-2 aydır hemen hemen her gün. Her gece yarısında, aniden uyanıp hala onunla deli gibi konuştuğum, ona birşeyler anlattığım onlarca gün. Taa ki sizinle görüşmeye karar verdiğim o güne kadar...

Herşey onun hayatıma ansızın girmesine izin vermemle başladı. Halbuki ben "Ne kadar az insan, o kadar az dert!" diye düşündüğüm için kimseyi hayatına sokmayan, gelip geçici olabilecek insanlarla takılan, kimseye bağlanmayan, biri ona bağlanmaya kalktığında dengesiz hareketlerle kendinden itina ile uzaklaştıran biriyimdir. Çünkü insanı, en çok sevdikleri acıtır. Sen her türlü sıkıntının senin yüzünden olduğunu düşünüp onlar için kendini görünmez ilan eder, seninle ilgili hayal kırıklığına uğramasınlar diye uğraşırsın. Ama onlar yangında ilk vazgeçilecek eşya gibi seni alevlerin içine atarlar. En sonunda bu kadar strese vücudunda dayanamaz ve kendini ya hastanede ya tımarhanede bulursun! Artık herkes tarafından görünürsündür! Flu olan görüntün netleşmiştir! Peki senden geriye kalan?? Bu süreç sonrasında,yaptığın her davranışın sana konulan tanıya bağlanır. Sen bile inanırsın o yüzden olduğuna...

Bağlanmayı, sevmeyi bir zayıflık olarak algıladığımı fark ettim. Onun hayatıma girmesiyle oldu bu. Onun bana "sevmek, bağlanmak istemiyorum" demesiyle, kendi kendime bir çatışma içine girdim. Bu bendim. Yıllardır kimse beni sevmesin diye değer vermeye başladığım anda saçma sapan davranışlarla kendimden uzaklaştıran benim duygularımı açıkça dile getiren bir kopyam karşımdaydı. Yıllarca hep bir bahane bularak karşımdakini hayatımdan itina ile atan kişi bu sefer ben değildim, bana çok benzeyen sevgili kopyamdı.
Sadece onu güzel hatırlamamı istediğinden ve iyi bir insanım diye benimle buluştu. Hesaba katmadığı ise şuydu ki; benim 10 yıl önceki halim gibiydi. Tek farkı, çektiğimiz acılara verdiğimiz isimlerdi. O acılarının farkındaydı ama acılarından zevk alır gibi bir hali vardı. En büyük acılar, çocukluktaki duygusal ihmalkarlık ya da güvenli bağlanamamayla alakalı dedim, güldü, geçti. Sen ne saçmalıyorsun ben halimden gayet memnunum, şimdi başkasıyla evli de olsa bana biri aşık oldu, ben ona aşık oldum, aşk en güzel şey der gibi devam etti "Yazık sana hiç aşık olmamışsın ki!" dedi kendince bana acıdığını sanıyordu; oysaki asıl istediği hiç aşık olmamış olmaktı belki de. 
Karşımdaki kişilerin sözlerinden çok davranışlarına, gözlerinin içindeki anlamlara daha çok dikkat eden ben, "Aşka inanmıyorum, aşk geçicidir." dedim. Sonrasında farkettim ki ben kime aşkın geçip yerini sevgiye bırakması gerektiğini anlatmaya çalışmıştım! Gözlerinin derinlerindeki tortulanmış acının bir sebebine geçici demiştim. Yıllardır aşk acısı çeken bir insana, senin çektiğin acı geçmişinde en çok ihtiyaç duydukların (ailen) tarafından yaşadığın acıların bir yansıması! Bir kez daha çok sevdiğin biri seni terk etti, bu yüzden bu kadar acı çektin/çekiyorsun. Geçmişinle yüzleşmeden bugün sağlıklı bir ilişki kuramayacaksın benim gibi... 
Bunu fark et! Bunun için çabala! Ben bunu 2-3 yıl önce fark etmiş ama hayat yoğunluğundan hissisleşip, belki de duygularımla yüzleşmekten korkarak, peşini bırakmıştım. Bu karantina süreci benim duygularımı anlamlandırmamı sağladı. Yüzleşmemi sağladı. Artık karantina da bittiğine göre, doktor hanım sizinle, ikimiz içinde uygun bir vakitte terapilerimize başlamak istiyorum. Ben artık kendimden, hastalıklı duygularımın gerçek nedeninden kaçarak yaşamak istemiyorum!

01-04-2020 18:09

Twitterda Paylaş

@sitare2

Hiç sizi sevmek istemeyen birinin hayatında kalmak için uğraştınız mı? demişsiniz tam 9 aydır.. Hem de öyle böyle değil okuduğum kitapta, dinlediğim şiirde her yer de onu buluyorum ama onunla asla olamıyorum..

02-04-2020 00:22:19


@cukulatamüh

Bir an bu yazıyı benim yazmamdan şüphelenip tekrar tekrar okudum. Ancak ben 3-4 ay bu girdapta boğulup yaklaşık 2 hafta önce de kaçıp gittim sessizce. Neyse ki beni hiç sevmeyeceğini çabuk(evet 4 ay bence kısa bir süre, bir ömür de bekleyebilirdim :)) fark edip, bitirdim konuşmamızı. Tabi ki onu içimden söküp atmam kolay olmayacak, yine her günümü ona anlatacakmış gibi yaşıyorum ben ama artık daha az acıyla, daha az umutla. Gün içinde daha az düşünüyorum artık mesela... Yine de daha güçlü hissediyorum artık, daha özgür, daha az çaresiz. Beni sevmemesine hiç üzülmedim, sadece bana bu kadar benzeyen, hiç kimseyle anlaşamadığım kadar iyi anlaştığım dostumu kaybettiğim için çok üzgünüm. Keşke hiç sevmeseydim de ölene dek dostun olarak kalsaydım yanında... Unutacağım biliyorum, yine seveceğim. O da unutsun, o da sevsin, o da mutlu olsun. Ne inkar, ne itiraf, bu yalnızca sitem..

02-04-2020 20:19:02


SON YORUMLAR