İSTER EGLENCELİ BİR ANINI PAYLAŞ İSTERSEN DE DERDİNİ Sana destek olmak için buradayız.

Elazığ depremi-2 - @niynoo

Kalkıp çaydanlığın altını açtım. Sonra odama gidip aynaya baktım, yüzümü gözümü düzeltip saçlarımı topladım. Pijamalarım vardı üzerimde. Aman canım ev hali sonuçta, ne olacak sanki dedim değiştirmedim. Mutfağa döndüm, buzdolabından süt alacaktım kahve yapmak için. Dolabı açınca kendi kendime "yuh ama Niyno, o nasıl dolap açmaktır? Kafana düşüreceksin koca dolabı" dedim. Deprem olduğunu idrak edememiştim henüz. Sütü tezgahın üzerine koydum, baktım sallanan buzdolabı değilmiş meğer, yer oynuyordu ayaklarımın altında. Sonra bir gürültü koptu, aman ya rabbi bu ne ses, bu ne büyük bir sallantıydı! Mutfak tezgahı duvardan ayrıldı, koptu geliyor üzerime sandım. Birkaç saniye donmuş vaziyette dikildim mutfağın ortasında. Sonra Allahım diyip telefonu kaptım ve masanın altına girdim. Ablamı aradım açmadı. Sanki o mahallede deprem olmuyormuş gibi düşündüm nedense. Ablam açmayınca enişteme döndüm bu sefer, o açar dedim. Gerçekten de hemen açtı, "tamam tamam bişey yok, evet, tamam" gibi birkaç kelime geveledi. O da şoktaydı, ne dediğini bilmiyordu. Kapatır kapatmaz eve gelecek olan arkadaşım aradı (bundan sonra  S diye bahsedeceğim kendisinden). Nasılsın dedi, cevap veremedim.

S: Nasılsın Zeynep? dedi ama nasıl bağırıyor, nasıl panik halinde.

N: İyiyim, çok korkuyorum. dedim.

S: Dışarı çık! 

N: Kimse yok. 

S: Zeynep dışarı çık!

N: Kimse yok ki, evde yalnızım.

S: Kızım manyak mısın, kimseyi napcan at kendini dışarı! Çık dışarı! 

Aramızdaki konuşma devam ederken deprem de hâlâ sürüyordu. Söylendiği gibi 15-20 saniye falan değildi kesinlikle. Ki ben o süreye olan biteni algılamayı, masanın altına girmeyi, 3 ayrı kişiyle telefonda görüşmeyi ve hayatımı sorgulamayı sığdırabilmiştim. Tamam dedim, kesin ölüyoruz. Elazığ yıkılacak hepimiz altında kalacağız. Gidiyorsun ama ne götürüyorsun Zeynep dedim? Elhamdülillah müslümanım diyordum ama ibadet namına hiçbir şey yapmışlığım yoktu. İyi bir insan oldum mu peki? Sanmıyorum dedim. Tamam vicdanlı, merhametli, yardımsever biriydim ama öte yandan dedikoduyu da çok seviyordum. Bazı insanlar hakkında kötü şeyler düşünebiliyordum. Maalesef her yaradılanı sevemiyordum yaradandan ötürü...

Bu düşünceler içinde bir süre daha yattım masanın altında. Neden sonra merdivenlerden gelen sesleri farkettim. Herkes dışarı çıkmaya çalışıyordu, panik halinde koşuşturuyorlardı. Millet can havliyle kaçarken ben hâlâ masanın altında uzanmış yatıyordum. Eğer S bana dışarı çık dememiş olsaydı, ben kendim akıl edemez sabaha kadar yatardım herhalde orada.

Koşarak odama gittim. Cumartesi günleri iş yerinde spor giyinebiliyoruz. Giyeceklerimi cumadan hazırlarım genelde, yine hazırdı. Alelacele giyindim, çantamı montumu kaptığım gibi dış kapıya koştum. Kapıyı açtığımda üst komşumuz Ömer merdivenden iniyordu. Tahmin edersiniz ki o da korkmuş vaziyetteydi, gözleri kocaman olmuştu. Kimse yok mu, nerde ötekiler dedi. Yoklar, ben yalnızım dedim. Tamam, bizimle gel dedi. Kapıyı kapatmaya uzanınca mutfağı gördüm, ocağı kontrol etmeye gittim. Kapattım, açtım, çaydanlığı indirdim kaldırdım, bir şeyler saçmaladım geri gittim kapıya. Işıkları da kapat istersen dedi Ömer Bey. Bir iki yeri kapattım sanırım. Kapıyı kilitledim ve çıktık.

26-03-2020 23:43

Twitterda Paylaş

@ddilarasaglam

Merhaba Niynoo, Umarım tekrar aynı şeyleri yaşamayız. Umarım kimse yaşamaz. Hem kendimiz hem de çevremizdeki insanlar için daha çok bilinçlenmeliyiz. Bunun için AFAD'ı takip edebiliriz. :)

27-03-2020 20:45:02


SON YORUMLAR