İSTER EGLENCELİ BİR ANINI PAYLAŞ İSTERSEN DE DERDİNİ Sana destek olmak için buradayız.

Perestiş - @mündemiç

Sen emekli bir amcanın balkonundaki saksıda sevgiyle bakıp büyüttüğü begonyasısın, ben ise bir otoban kenarı menekşesi. Yüzüme vuruyor hayatın tüm egzoz dumanları. Hani sen karlı bir günde eve geldiğimde annemin yaptığı tarhana çorbası, ben de aynı gün yapılmış hazır bir domates çorbasıymışım gibi hissettiğim o gece, gözlerimin kızıllığından gecenin hangi körü olduğunu anlamıştım ya, o zaman dedim işte ben bu acıyı duyuracağım. Kalbimin otağına kurulmuş şiddetli sancım, seninle bol kafiyeli bir şiirin dizelerinde dans edemedik, mazur gör buhranımın bu satırlarını. 

Dünyamın bulanıklığının tek sebebi astigmatım olsun isterdim ve bilmek istemezdim birkaç damla gözyaşının toplanıp beni boğacağını. İsterdim ki bir kere de ben gideyim o çiçekli yollardan ve yine bir kere bile basmazdım o çiçeklerin üzerine. 

Dün gece, tüm karanlığını midemdeki kelebeklerin ölü bedenleri üstünde hissettiğim o gece, sana bir mektup yazdım. “Hasretinden Prangalar Eskittiğim” diye başladığım mektup “Bu pranga canımı çok yakıyor. ” cümlesi ile son bulunca yollamaktan da vazgeçmiştim zaten çoktan. O gece ay ışığında ya da bir yıldız parıltısında, eski bir sokak lambasının altında veya karanlığın tam ortasında dans edebilirdik seninle. İşte o zaman uykusuzluk hoş bir hal alırdı. İçinde bulunduğum adın sebepli uykusuzluk durumu ve devam eden gecelerin sert poyrazında uyandığında üstümü örtmüyor olman, epey canımı sıkıyor. Ve bir çeşit anlam kaymasıyla sevmeye devam ediyorum seni. Bir mektup daha yazmaya karar verirken kirpiklerim ıslanıyor ve yazdığım o satırların parantez içlerinde boğulmaya başlıyorum. Adın geçen her satır boğazıma yapışıyor. Kurtulmaya bile çalışmıyorum ve öylece uyuyakalıyorum.

Ve sabah... Uzaklaşmak isterken hatıralardan, senden ve bizden cüzdanımda kalmış fotoğrafın gibi bir sabah. Bir sabah ki yıllarca yankılanacak bir dolu ah... Hep böyle değil midir zaten? Uyanırsın, bir dolu ah sığdırırsın ömrüne. Her sabah ahlar eklersin. O ahlar seni biraz daha çürütürken oturur izlersin. Ama o ahları da seversin. Ah şimdi sarılsak, geçti desen. Bu satırların hepsi bir rüya olsa ve ben uyansam, yazsam eskisi gibi:

Günaydın soğuk güz gününde elimi soktuğum sıcacık cebim. Günaydın en şiddetli direniş biçimim. Günaydın coğrafyamın en güzel türküsü ,günaydın... 

 

 

 

08-04-2020 01:17

Twitterda Paylaş

İlk yorumu sen yap!

SON YORUMLAR